Çok düşünmek de çok sigara içmek gibi sağlığa zararlıdır. Allah hepimizi boş düşünmekten korusun. Boş düşüncelerden kastım sana zarar vermekten başka bir işe yaramayan, sadece olduğun yerde saymana ve acı çekmene sebep olan düşüncelerdir. Çok tehlikelidir de, adamın hayatını kaydırabilir.
Hele boş düşüncelerle uğraşmayı alışkanlık haline getirmek en iğrenç olanıdır. Gün ve gün seni zehirler, hayatın tadını tuzunu söküp alır, sana nefes alacak hava bırakmaz. Bu yüzden boş düşünceleri ayırt edebilmek yetisini kazanmamız gerekir.
Her acı veren düşünce boş değildir, en azından mantık öle olmaması gerektiğini söyler. Acılar birer tecrübedir ve acı çektiren bir takım düşüncelerin farkına varmak “tecrübe kazanmak” dediğimiz olaydır.
Boş düşünceler insanı dağılmaya sevk eder. Hayattan koparsın ve serserilik modunda gezinmeye başlarsın. Bu tip durumlarda yapılacak en iyi şey düşünmekten kaçmak olsa gerek. Düşünmekten kaçmak ve kendini hayatın gereklerine bırakmak...
Acıların üzerlerine
gitmek çoğu durumda zaman kaybıdır. Fakat benim gibi illa da durumu
çözümleyeceğim inadında olan şahıslar iseniz, acı çekmeye alışmanız gerek. Bu
tip insanlar toplumda “herşeyi çok takıyorsun” cümlesiyle anılırlar.
Her şeyin olduğu gibi acının fazlası da zararlı ve boştur. Acı, bir noktaya kadar hayata ilerleyen zamanlarda daha güçlü bakabilmek konusunda potansiyel hazırlar. Fakat o noktayı geçtikten sonra hala acı çekilmeye devam ederse bu potansiyel çürümeye ve bünyeye zararlı olmaya başlar. Şayet oluşan potansiyel büyükse bünyeye de bir zincirleme reaksiyon şeklinde zarar vermeye başlar, acı acıyı doğurur hale gelir. Bir noktadan sonra bünye de, acıyı üreten beyin de iflas eder. Sadece kaosların ve paradoksların dünyasında yer almaya mahkum olmuş olursun. Her gün aynı tip düşüncelerle kendine sıkıntı verir, akşama belki de ertesi günün sabahına kadar da bu sıkıntıyı çözümleme taktikleri uygulamaya başlarsın.
Bu tip durumlara sebebiyet vermemenin, verilmişse de kurtulmanın bir takım yolları şüphesiz olmalıdır. Çünkü mücadele kutsaldır ve çünkü düştükten sonra ayağa kalkmaktan başka bir seçenek yoktur. Cartel’in bir şarkısında geçer: “Yeni bir gün ama dertlere yok çözüm/Gün yeni bile olsa kafa eski kafa...” Kafanın eskimesi en vahim durumdur. Çünkü kafaları yenilemek kadar zor bir şey yoktur. Bütün ömrün boyunca beynine adapte ettiğin ve alıştığın düşünme mekanizması çökmüştür, çökertmeye başlamıştır. Düşünce mekanizmana bağımlı hale gelmiş olman büyük bir zorluktur bu durumdan kurtulmak açısından. Durumu daha da zorlaştıran ise başka bir düşünce mekanizmasını bilmiyor oluşundur.
Eskiyen kafaları yenilemek hangi yollarla mümkündür henüz bilmiyorum, bulmak uğraşındayım. Yepyeni bir düşünce mekanizması geliştirmek gerçekten çok zora benziyor, çünkü bu tip durumlarda sıfırdan başlamak eskiyi onarmaya kıyasla imkansız gibidir.
Hep dediğim gibi deneyeceğiz, çünkü denemekten başka şansımız yok.